Bayramda çalışırız bayramlar için!
koy_enstitu1 Dün çok değer verdiğim bir arkadaşımın bana gönderdiği e-maili okuyunca anlatılan hikayeden oldukça etkilendim.E-mailin giriş cümlesinde aynen şunlar yazıyordu:'
ABD'nin köy enstitülerini niçin kapattırdığını anlamak üzere bunu okuyun,okutun.
Talip APAYDIN'IN 1967 yılında yayınlanan ''Karanlığın Kuvveti''
adlı kitabında yer alan anısı, tam da bugünlerde  okunup özümsenmeli...' Köy enstitülerinin kapanması bugün bile tartışılıyorken,geçmişte yapılan hizmetleri bugün bile destansı bir şekilde anlatılmakta.Günümüz şartları itibarıyla misyonunu tamamlamış olan köy enstitüleri hatırlanacağı üzere 1954 yılında kapatılmıştı.Konuyu fazla uzatmadan hikayeyi aynen sizlere aktarayım...

İşte öykü

Kurban bayramı tam kışın ortasına rastlıyordu. O günler bir soğuktu, bir soğuktu... Kar, fırtına, tipi... Eskişehir ortalarında papaz harmanı savruluyordu. Göz gözü görmüyordu dışarılarda. Sular donmuştu hep.Seydi Suyu iri buz parçaları akıtıyordu.Santral kanalı kapandığından, elektriklerimiz kaç gündür doğru dürüst yanmıyordu. Akşam seminerlerinde kitap okuyamıyorduk, ders çalışamıyorduk. Lambalar ikide bir usulca sönüveriyordu. Dersliklerimizde pelerinlerimizle oturuyorduk da, gene de ısınamıyorduk. Musluklarımızdan su akmıyordu. Ellerimizi yüzlerimizi yıkamak için dere kıyısına gidiyorduk. İçme suyumuz yoktu. Üç gün bayram iznimiz vardı, ama bu soğukta nereye gidecektik? Köyü yakın olanlar gitti ancak.Bayram sabahı kampana çaldı. Dışarıda toplanılacak dediler.Başımızı gözümüzü sararak, büzülerek çıktık. Müdürümüz Rauf İnan merdivende bizi bekliyordu. Üstünde palto bile yoktu. Ellerini arkasına bağlamıştı. Boz urbaları içinde, yağsız çehresiyle bir heykel gibiydi. Savrulan karlardan gözlerini kırpıştırıyordu. O halini görünce usulca pelerinlerimizin yakalarını indirdik. Ellerimizi cebimizden çıkardık. - "Arkadaşlar !" diye başladı. Bir canlıydı sesi, bir heybetliydi. Önce yılgınlık psikolojisinin zararlarını anlattı. Korkan insanın muhakkak yenileceğini ve korktuğuna uğrayacağını söyledi. - Bu hava soğuk evet, fakat siz isterseniz üşümezsiniz, dedi. Olduğumuz yerde birkaç kez sıçramamızı ve kuvvetli tepinmemizi istedi. Dediğini yaptık. Birden ısınmıştık sanki. Hoşumuza gitmişti. - Bugün bayram, dedi. Şimdi birbirimizi tebrik edeceğiz. Sonra yapacağımız iki iş var:

koy_enstitu2

devamı

Ya tekrar içeri girip sıralara büzülmek, mıymıntı oturmak, bu üç günü böyle faydasız, hatta zararlı geçirmek, can sıkıntısından patlamak. Boşuna içlenmek. Üstelik üşümek. -Yahut da kazmayı, küreği alıp, santral kanalını temizlemeye gitmek. - Emin olun gidenler, kalanlar kadar üşüyecektir. Çünkü inanarak çalışan insan ne soğukta üşür, ne sıcakta yanar. O; yücelten, dirilten, kuvvetli kılan bir heyecan içinde her türlü güçlüğün üstüne çıkmıştır... Onu hiçbir karşı kuvvet yolundan alıkoyamaz. Yeter ki bir insan yaptığı işin gereğine inansın. -Ben şimdi kazmamı küreğimi alıp kanala gidiyorum, dedi. Çünkü kanal açılınca elektriklerimiz yanacak. Elektrik yanınca okulun i eleri yoluna girecek. Kitap okuyabileceksiniz, ders çalışabileceksiniz. Sularınız akacak,yıkanabileceksiniz. -Size şunu söylüyorum, bizim asıl bayramımız, yurdumuz bu gerilikten, bu karanlıktan kurtulduğu gün be ulayacaktır. Şimdilik bize düşen milletçe çalışmak, çok çalışmaktır. Parolamız şu olmalıdır: "Bayramlarda çalışırız bayramlar için". Ben gidiyorum. Gelmek isteyenler gelsin. Heyecanlandık, üşümemiz geçmişti. Hepimiz geleceğiz! Diye bağırdık. Bayramda çalışırız bayramlar için! Bayramda çalışırız bayramlar için! Altı yüz kişi böyle bağırdık. Sonra da kazma kürekleri koyduğumuz işliğe doğru bir koşuşma başladı.İnsanların böyle canlanması, bir amaca doğru saldırması belki sadece savaşlarda görülür.. Santral havuzundan be ulayarak onar metre arayla su kanalına dizildik. Çıplak Hamiciye Ovası ayaz. Kırıkkız Dağı'ndan doğru zehir gibi bir rüzgar esiyor. Pelerinlerimizin etekleri uçuşuyor. Kazmayı vurdukça yüzlerimize buz parçaları fırlıyor. Bazı yerlerde kar her yeri doldurmuş, kanal dümdüz olmuş. Nereyi kazacağız belli değil. Müdürümüz, öğretmenlerimiz başımızda dört dönüyorlar. Bir o yana koşuyorlar, bir bu yana. Öyle çalışıyoruz ki, boyunlarımızdan buğu çıkıyor. Bazen adam boyunda buz parçalarını elleyip çıkarıyoruz kıyıya. Kimisi bağırıyor, kimisi kazmalara tempo tutuyor. Bir gürültü gidiyor kanal boyunca. Yeşilyurt köylüleri evlerinin önüne çıkmış, bize bakıyorlar. Böyle çalışmamıza alı kınlar ama, bayram günü, bu soğukta nasıl donmadığımıza şaşıyorlar. Yeşilyurtlu arkadaşımız Azmi, -köyü yakın olduğu için izinli ya! - bize evlerden bazlama ekmek taşıyor. Köylü ekmeğini özlemişiz, aramızda kapış sıyoruz. Yukarılardan, aşağılardan ikide bir sesler yükseliyor: -Bayramda çalışırız bayramlar için! -Koca ova çınlıyor. Taa uzaktan Hamidiye'nin, Mesudiye'nin köpekleri ürüyorlar. Bu kış günü böyle seslere anlam veremiyorlar herhalde. Ayaz ovanın ıssızlığı yırtılıyor. - O gün o kanalın yarı yerini açtık. Bir buçuk metre derinliğinde, uzun, derin bir çukur karları yara yara gitti. Ertesi gün taa bende kadar tamamladık. Sonra merasimle suyu saldık.Nazlı bir gelin getirir gibi önünden ardından yürüyerek, türküler Marşlar söyleyerek getirdik ve geç zamanda, santral havuzuna döndük, sonra bir baktık, okulumuzun balkonuna çakılı "Ç K E" yandı... ( Çifteler Köyü Enstitüsü ) -O zamanki sevincimizi nasıl anlatmalı? üşümüş ellerimiz alkıştan ısındı. "Ya şad var ol" seslerimiz ufukları kapattı. Dünyanın en içten gelen, en coşkun bayramı oldu belki. Hiç unutmam bir arkadaşımız kendi ellerini öpüyordu. "Aferin ulan eller, diyordu, bu elektriğin yanmasında senin de hissen var, ya şaşın." Sevinçten gözlerimiz yaşarmıştı. Müdürümüz bir tümseğe çıktı. Birkaç kelimeyle başarımızı tebrik etti. Her nokta koyuşta "sağool!" diye bağırıyorduk.. - Şimdi, dedi, depomuza su dolacak, banyoyu yakacağız. Yıkanın ve çalışıp başarmış insanların huzuru içinde uyuyun. -İşte gördünüz, inanarak çalışan yapar! Amacına ulaşır! Bu heyecanla çalışmaya devam edersek, biz Türkiye'yi de yükseltebiliriz! - Yükselteceğiz!, diye bağırdık. -Bayramda çalışırız bayramlar için! -Bayramda çalışırız bayramlar için! - İçeri girdik, musluklardan şarıl şarıl sular akıyordu. Birbirimizi tebrik ediyorduk. Unutulmaz bir bayramdı." GÜNÜMÜZDE BU BİRLİK BERABERLİK RUHU VAR MI ACABA...



 

Yorumlar  

 
0 #1 Brs 06-03-2010 17:25
ğretim-öğrenme,herzama n heryerde istedikten sonra ulaşılabilecek bişey.Eğitim ise;doğru zamanda ve doğru kişilerce verilince anlam kazanıyor,somut laşıyor...
Alıntı
 

Yorum ekle

****
1-Lütfen yorum yaparken başkalarını rencide edici mesajlar yazmayınız.****
2-Reklam amaçlı yazılan yorumlar silinecektir..

Yorum yaptığınız için "Teşekkür ederim..."


Güvenlik kodu
Yenile

canipcanipzilan.com Canip Zilan tarafından oluşturulan kişisel bir web sitesidir. Sitemiz ile ilgili görüş ve düşüncelerinizi 'iletişim' bölümünden bizlere iletebilir yine sitemizde yayınlanmasını istediğiniz yazılarınızı 'Yaz-Gönder' bölümünden gönderebilirsiniz...

Abone Olun

Sitemizdeki yeniliklerden haberdar olmak için lütfen isminizi ve e-mail adresinizi yazarak 'abone ol ' butonuna tıklayınız...







facebookgrup

Bunları da Gör

Canip ZİLAN Hoccanın Gastesi Mu Gorum Halis Elciman Hakkı Duman Beş Parasız Sunipeyk Kişisel zımbırtı nuManaGa Mizanger - Kişisel Blog Fikirbozan Paşanın Gastesi