| Diktatör Kim Jong İl Amca ve Ben |
|
|
|
Pazartesi sabahı erken kalkıp güzel bir kahvaltı yapmış,ardından işe gitmiş,yine güle oynaya eve gelmiştim... Öyle böyle sağa sola kıvrılmış ve akşamı etmiştim. Birden??? O da ne? Bir son dakika haberi. Bilirsiniz flaş olarak verilir bu son dakika haberleri. Adı üstünde flaştır kendileri. Yanıp yanıp sönme özellikleri vardır. Birden televizyon ekranı kırmızıya boyanır. Bir panik bir korku kaplar içinizi. Huysuzlaşırsınız .. Tedirgin olursunuz ilkin, sonra terlemeye başlarsınız,boyundan kuyruk sokumunuza kadar bir damla terin indiğini hissedersiniz. İçiniz ürperir. Kışın karın üstünde korku filmi izlemek gibidir bu.(bu nasıl benzetme) Kanepenin altına saklanasınız gelir. Altınıza kaçırmamak için zor tutarsınız kendinizi,sonra bir sıcaklık hissedersiniz ,bu sıcaklık hoşunuza gider sonra anlarsınız ki olan olmuştur... Islak ıslak beklersiniz...Sonra.. Dışarıyı dinlemeye başlarsınız ,kimselerde ses seda yoktur,herkes işinde gücündedir,bağırma,anırma sesleri duymazsınız normaldir hayat. O zaman anlarsınız ki Haber flaş değil adeta sıradan ,sizi hiç mi hiç ilgilendirmeyen bir haberdir. Ama haberdir işte. Milyonlarca kilometreden gelmiştir haber. Ta Kuzey Kore'den.. Kuzey Kore'den dedim. ‘Ora nere kardaş' dediniz gibi. Güney Kore'nin üstü.Çin'in sağına Japonya'nın soluna düşer kendileri. Daha açık tarifle giderken sağda gelirken solda.. Neyse sıkmayayım sizi haberin detaylarına geçelim artık.. Bir ölüm haberi bu. Efendim Kuzey Kore'nin lideri Kim Jong-il kalp krizi sonucu ölmüş halk ağlıyor. Bildiğiniz gibi bir ağlama değil bu. Sular seller akıyor, salya sümük yerlerde geziyor, gözler iki çeşme ne ararsanız var. Kuran-ı Kerim'de, hemde üç surede geçen (bk. Âl-i İmran, 3/185; Enbiyâ: 21/35; Ankebut, 29/57), "Külli nefsin zâikatü'l-mevt" yani "Her nefis ölümü tadacaktır." ayetlerine karşı gelircesine bir feryat bir kabullenmeyiş bir isyan hali ahalide ... Durun beyler bayanlar kendinize gelin diyesiniz geliyor. Ama nafile. Haberlerde izlerken gözlerime inanamadım. Bir insan için hele hele diktatör denen biri için gözyaşı dökmek . Tunus'ta Mısır'da Libya'da Suriye'de ve Irak'ta halk diktatörlerden kurtulmak için canını veriyor.Amaaaaaaaaaaaa gel gör ki çekik gözlü Kuzey Koreli hemşerilerimin hepsi ağlamaklı. İzlediklerim karşısında gözlerim faltaşı gibi açılıyor. Olaya kendimi o kadar kaptırdım ki benim de ağlamam gerektiğini hissettim. Hiç tanımadığım biri için gözyaşı dökmek istedim. Kendime de anlam veremedim.Tanıyamadım beni ,kendime yabancılaştım. Ama elimden geleni yaptım ,empati kurdum, sempati besledim,olanları anlamaya çalıştım çok uğraştım, iki damla gözyaşı dökmeye çalıştım. Ama nafile tık yok. Gözler kupkuru ben de . Acılarına ortak olamadım. Televizyondaki Kuzey Koreli sunucu haberi gözyaşları arasında veriyor. Arkasından anasını kaybetmiş gibi ağlıyor,damlalar elindeki kağıdı ıslatıyor,studyoda bir matem havası evimin içine kadar geliyor. Bütün bunlardan sonra ‘Ne Güzel komşumuzdun sen Fahriye abla' diyesim geliyor. Ya kadın,diye sormak istiyorum izninizle. Ya sen haberleri sunmadan önce hiç mi okumadın. O da neydi ilk defa duyuyormuş gibi hüngür hüngür ,zangır zangır ağlamalar. Yoksa gözyaşlarını kameralara mı sakladın? Ayıptır yapmayın,Kim Jong-il amcamın gururuyla oynamayın .. Bu genç yaşımda bunları da görmek nasipmiş bana . Koca koca adamlar,kadınlar,küçücük yaşta kızlar herkes ağlıyor.Fazla deşmeyelim yaraları. Onları acılarıyla baş başa bırakalım.. Kendi adımızada Allah'tan rahmet dileyelim. |
Sitemizdeki yeniliklerden haberdar olmak için lütfen isminizi ve e-mail adresinizi yazarak 'abone ol ' butonuna tıklayınız...
Yorumlar
o zaman tekrar hoşgeldin aramıza..
Ben farklı hatırlıyorum demekki temanızı..Bayadır ziyaret etmedim dediysem iki yıl değil tabiki :)
Haklısın.Bu temayı yaklaşık iki yıldır kullanıyorum değiştirmedim.
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için